Fotoğraf ve Işık

Işık KontrolüSanatta çalışma, düşünce ve yeteneğin bir şekle dönüşmesi için mutlaka bir araca gerek vardır. Fotoğrafta bu en önemli araç ışıktır diyebiliriz. Işıksız bir ortamda görme/görüntüden bahsedilemeyeceği gibi fotoğraftan da bahsedilemeyeceği aşikardır. Yani ışıksız bir yaşam düşünülemez. Cismin fotoğrafik görünüşünü bu derece etkileyen başka bir teknik faktör yoktur. Konunun görüntülenmesinde, günışığı veya gecede, açık güneşli havada veya bulutlu bir

günde, önden veya arkadan ışık almasında ışığın oynadığı rol çok büyüktür. Işığı kontrol edemeyen fotoğrafçı, renklerle ne yapacağını bilmeyen ressam kadar aciz bir durumdadır. Zaten “Foto” sözcüğünün kelime kökeni incelendiğinde “Işık” çıkar ortaya. Işığı kontrol etmek için fotoğrafçının özelliklerini ve fonksiyonlarını bilmesi zorunludur. 

ÖZELLİKLERİ 

Fotoğrafçılar olarak ışığın üç farklı özelliğini ayırmamız gerekli; Açıklık/Koyuluk, Kalite ve Renk. 

Açıklık/Koyuluk Işığın gücünün ölçüsüdür , bir pozometre aracılığı ile ölçümleme yapılır. Tamamen karanlık alanlardan güçlü aydınlıklara kadar derecelendirilebilen bir değişkendir. 

Fotoğrafta Açıklık/Koyuluk’un etkisi iki şekilde incelenebilir :1. Poz değerini etkiler ; aydınlık arttıkça pozlama süresi düşer, tersi durumda aydınlık azaldıkça pozlama süresi artar.2. Fotoğrafın havasını değiştirir. Aydınlık bir ortamda çekilen fotoğrafta daha çok kontrast, doymuş renkler ve canlı bir hava hakimken , homojen ve az ışıkta çekilen fotoğrafta daha az kontrast, pastel renkler ve sakin bir atmosfer vardır. Işığın şiddeti konu üzerinde etkili iken çok görünürde olmayan ama bir o kadar daha önemli bir unsuru, gölge keskinliğini etkiler. Şiddetli ışık keskin,hatları belli, az şiddetli ışık yumuşak gölge oluşturur. Güneş ışığı dünyaya yaklaşık 8.5 dakika sonra ulaştığı için homojen ortamlarda şiddetinde bir değişiklik olamaz, ancak mevsim-iklim-meteorolojik olaylar ışığı perdeleyerek etkileyebilir. Yapay ışık kaynaklarında ise ışığın şiddeti konuya uzaklığı ile değişir. 

Kontrast Fotoğrafın en koyu ve en açık yerleri arasındaki ışığın yoğunluğu olarak tanımlanabilen konrast, fotoğrafı iyi yapan en önemli etkenlerden biridir. Kontrast kare içinde göreceli olduğu için azlığı veya çokluğu hakkında net bir şey söylemek yerine o kareye uygun olup olmadığını söylemek daha anlamlıdır. Işık kaynağından homojen bir şekilde efrafa yayılan aydınlatmada, örneğin bulutlu gökyüzünü düşünelim, bulutlar ışığı yumuşatarak kontrastı düşürür. Güneşin dik ve bulutsuz olduğu bir havada, konrast artar. Kontrastın çok olması aydınlık ve karanlık alanlar arasında ton farklılığının çok olduğunu, az olması bu farkın az olduğunu anlatır. Kontrast pozlama-banyo-baskı bileşeni ile arttırılıp azaltılabilen bir fonksiyondur. Dijital dünyada ise bu değişkene pozlama-görüntü işleme ile müdahale edilebilir. 

Kalite Açıklık/Koyuluktan bağımsız olarak, ışık sert (nokta ışık kaynağından) veya yumuşak (yayılmış,yansıyan yüzeyden) olabilir. Bu uç örnekler dışında ara derecelerde ışıklar zaten yaygın olanlardır. Nokta benzeri kaynaktan yayılan ışık (güneş ışığı, spotlar) her zaman kontrastlı, güçlü, keskin dış hatları olan siyah gölgeler verir. Buna karşılık, bir alandan gelen ışıkta (bulutlu gökyüzü, duvardan yansıyan ışık) daha az kontrastlı, yumuşak kenarları olan zayıf gölgeler oluşur. Örneğin tungsten lambalar spot ışık kaynaklarından daha az kontrastlı , floresan lambadansa daha çok kontrastlı aydınlık verir. Küçük bir reflektördeki lamba ,büyük bir reflektördeki lambadan daha sert ışık ve keskin gölgeler verir. Reflektörün önüne konan bir difüzör (yumuşatıcı), ışığın kontrastlığını azaltır. Açık mavi bir gökyüzünden gelen günışığı, sert ışık ve siyaha çalan keskin gölgeler verir. Güneş bulutların ardına girdiğinde ise gölgelerdeki kararma ve keskin hatlı gölgeler azalır. 

Renk Işığın bu özelliği, siyah-beyaz fotoğrafçılığın dışında, hayati unsurdur. Renkli filmin doğası gereği koşullara uygun ışıkla veya filme uygun koşullarla çalışmak gereklidir. Filmin hangi ışığa duyarlı olduğu bilinmesi ile o koşula uygun ışık kaynağından gelen ağırlıklı rengin (renk ısısının,kelvin) seçilmesi ile doğru renk dengesi sağlanmış olur. Koşullara uygun üretilen fimler bile o anki ışık kaynağı uygun olsa bile, renkler birebir örtüşmeyebilir. Örneğin, günışığı renklerinin dengelendiği günışığı fimlerde, sabahın ilk saatlerinde hakim sarı ve turuncu günışığı rengi , akşama günbatımına doğru kırmızıya çalmaya başlar. Işığın az olduğu kapalı yerlerde maviye çalan renkler, yeşil yapraklı bir ağacın gölgesinde yeşile , bulutlu bir günde ise mora çalar. Renkli fotoğrafçılıkta renk dengesi, kontrastlığını doğru olarak sağlamak çok zordur. Özellikle doğru renk ısısını ayarlamak için uygun film ve/veya renk düzeltme filtre setleri kullanmak gereklidir. Günümüz dijital makinalarında renk ısıları makinalar tarafından biryere kadar otomatik yapılmakta fakat yine de çoklu ışıklandırmalarda veya zor ışıklarda insan unsuru elle ayarlamalarla devreye girmektedir. 

FONKSİYONLARIFotoğafçılar olarak aşağıda ışığın üç farklı fonksiyonunu ayırmamız gerekiyor. 

Boşluk yanılsaması yaratan ışık:Birçok fotoğrafçı edindiği tecrübelerle aydınlatma şekillerinin fotoğrafa hangi ölçüde derinlik kattığını bilir. Beş ana aydınlama türünden bahsedilebilir. 

Önden Aydınlatma; Konunun üzerine ışığın doğrudan düştüğü dolayısıyla gölge yaratmadan derinliği yokettiği düz aydınlatmadır. Konu renk, fon önünde şekil ve ton ile ortaya çıkmış olur. Düz yüzeylerde bütün alan homojen olarak eşit ışık alan bir bölge ve bıçakla ayrılan bir fon iken, arkaya doğru eğimli ve hacimli yüzeylerde arka bölgeler daha az ışıklı çıkar ama yine gölge olmayacaktır. Konunun aydınlanma kontrastı düşüktür. Makinamızın üzerindeki flaşlarla yapılan aydınlatma en sık kullanılan örneğidir. Işık kaynağı ile konu arasında iseniz dikkatli olun, gölgeniz kare içinde görünebilir. 

Üstten Aydınlatma ; Işığın konuya yukardan verilmesi ile konu üzerindeki gölgelerin düşey olarak aşağı doğru oluşmasıdır. Konunun dışarıya doğru girintili/çıkıntılı kısımlarının sert gölgeler oluşturduğu gözlenir. Güneşin dik olduğu mevsim/saatlerde açık güneşli açık havada bol bol örneğini gördüğümüz aydınlatmalardır. Panda gözler diye adlandırdığımız göz çukurunun tamamen gölgede kalması da başka bir örnek sayılabilir. Burada imdadımıza yardımcı aydınlatma koşacaktır. 

Alttan Aydınlatma ; Işığın konuya alttan verilmesiyle oluşan aydınlatmadır. Doğada çok karşılaşmadığımız bir aydınlatma olan bu türü genellikle sahne sanatlarında görmek mümkündür. İnsan yüzü üzerinde korku uyandıran bir ifade hissi uyandırır. 

Yandan Aydınlatma ; Işık-Gölge alanları yarattığı için fotoğrafa derinlik hissi kazandıran aydınlatma türüdür. Işığın gücüne ve yönüne göre oluşan gölge alan, derinlik yaratmada ana unsurdur. 

Arkadan Aydınlatma ; Işık kaynağının konunun tam arkasına gizlendiği aydınlatma türü olup, konunun kenar çizgilerinde ışıklı çizgi oluştururlar.Çok sık kullanılmadıkları için genellikle asıl aydınlatma yanında yardımcı aydınlatma olarak kullanılırlar. 

Gündoğumu ve günbatımına yakın saatlerde güneşin konunun tam arkasına gelmesiyle çekilen dramatik manzaralar bu türün iyi örnekleri arasınadır. Bu tür fotoğraflarda ışığın lens elemanları arasında haleler getirebileceği göz önünde bulundurulmalıdır. 

Dolaylı Işık ; Işığın başka bir cisme çarptıktan sonra konumuza yönlenmesidir. Açıktır ki, kaynağından çıktığı andaki şiddeti olmayacaktır. Çarptığı yüzeyin şekline, büyüklüğüne ve yansıtma özelliğine göre şiddeti değişir ve yumuşar. Makinamıza ilave aldığımız çeşitli yönlere dönebilen kafaya sahip flaşları, beyaz tavana patlattığımızda odada çok dengeli homojen bir ışık ortaya çıkar. Tavanın beyaz yüzeyi flaştan gelen ışığı ışığı bütün odaya yaymış, sertliğini almıştır. 

Bütün bu anlatılan aydınlatma türleri dışında, ışığın her yönden gelebileceği tabi ki bilinen birşeydir, önemli olan konu içinde ışıktan en iyi verimi alabilmektir. Bu yüzden çoğu zaman ışığa göre biz konumumuzu değiştiririz veya müdahale edebiliyorsak ışığın yönü ile oynarız. 

Yukarıdaki aydınlatma şekilleri ile ortaya çıkan gölgelerin kare içinde fazla olması kareyi sertleştirir ve grafik anlatımı çağrıştırır, gölgelerin azlığı ise karenin yumuşaması ve resime yaklaşması demektir. Havayı (atmosferi) yaratan ışık :Bir yerin atmosferinden bahsederken genellikle aslında o yerin aydınlatma şeklinden bahsediyoruz demektir. Tamamen aydınlık bir ortamın havası, yarı-karanlık bir yerden daha farklıdır ve bu farkı da tamamen ışıklandırma yaratır. Aydınlık kış günleri ile kapalı havalardaki kış günleri insanların ruh hallerini bile etkiler. Işık burada aydınlatma özelliği ile birlikte insanlarda benzer ruh halleri yaratmada da etkendir. Bu tür karelerin oluşumunda da, bu etki bilinerek ışığa uygun yardımcı malzeme, ışık, filtre , pozlama gerekebilir. Bu yüzden konunun görünüşünü yalnız detay,ebat, doku, perspektif gibi kriterler yanında meteorolojik değil aynı zamanda psikolojik duyguyu veren ışıklandırma da etkileyeceği için , çoğu zaman fotoğrafa içerik, anlam katan da bu etken olacaktır. Bunu çoğu zaman günlük hayatımızda çokca karşılaştığımız aile fotoğraflarında bile görebiliriz. Gündüz, pencereden giren yeterli ışıkta çekilmiş flaşsız kare ile flaşın kullanıldığı aynı ortamdaki kare etki olarak birbirinden çok farklıdır. Bu değerlendirmeyi fotoğrafçılar dışında aile üyeleri bile yapacaktır. Hatalı kullanılan ışıklar çoğu zaman, konunun en önemli özelliğini yokedebilmektedir. Günbatımında, fonda ağırlıklı turuncu-kırmızı renklerin valsinde, önplanda güçlü bir flaşla konuyu çok aydınlatan ışık , sakin ve dingin arkaplanı aydınlık bölge ile bir anda keskin hatlarla ayırarak atmosferi değiştirir. Dizayn ve kompozisyonu yaratan ışık : Özellikle siyah-beyaz fotoğrafçılıkta daha çok üzerinde konuşabileceğimiz bir konu da , fotoğrafın ana konusu ve anlamını bozmadan biçimini geliştirmektir. Dizayn ve kompozisyonu geliştirme konusunda niyeti olanlar için ışığın oynadığı rol diğer etkenlerden daha az değildir. Siyah-beyaz fotoğrafçılıkta unutulmaması gereken konu, aydınlık ve karanlık , siyah ,beyaz ve ara gri tonlarla eşleştirilir. Kare içinde beyaz baskın ve dikkat çeken, siyah edilgen, sakin ve uzak hissi uyandırır. Kural olarak , gözleyen tarafından fotoğrafta en aydınlık alanlar, ilk dikkati çeken bölgelerdir. Siyah alanlar ise kompozisyonu birarada tutan ağır, güçlü bölgelerdir. Kare içinde beyaz ağırlıklı bir çalışma canlılığı, yakınlığı temsil eder. Siyah ağırlıklı çalışmada ise konu ciddi ve dramatiktir. Siyah ve beyazın dengeli bir şekilde dağıtıldığı , ara tonların çok olduğu kare ise daha monoton bir hava verir (istenen bu da olabilir tabi). Bunlara karşılık, siyah ağırlıklı karede iyi yerleştirilmiş etkili beyazlar veya beyaz ağrılıklı karede iyi yerleştirilmiş etkili siyahlar daha etkili olabilir. Beyaz yoğun bir siyahla çevrelendiğinde daha beyaz görünür. Siyah ise yoğun beyaz ile çevrelendiğinde daha siyah durmaz. Işığın bu psikolojik etkileri, fotoğrafçılar için grafik etki tasarlamada yardımcı olur. Işık ve gölgenin önemi : Konunun uzayda kapladığı yeri , aydınlanan yüzeyinden daha fazla gölgesi belirler diyebiliriz. Gölgenin etkisini ve önemini öğrenmenin en iyi yolu, bir heykeli nokta ışık kaynağı ile farklı açılardan aydınlatmaktır. Bu şekilde bir denemeyle, ışığı düzenleyerek konunun gölge alanlarını aydınlatıp boşluktaki yerini vurgulayabiliriz. Aynı zamanda ilginç siyah-beyaz grafik dokular meydana gelecektir.Gölgenin pozisyonu cismin görünüşünü etkiler. Bir fotoğrafta gölgenin üç ayrı fonksiyonu vardır. 1. Karanlığı temsil eder. Karenin siyah-beyaz dizaynının bir parçasıdır. 2. Daireselliğin, hacim ve uzayda kaplanılan yerin soyutlamasında, grafik bir anlatım yolu yaratır.3. Gölge, bağımsız bir görüntü elemanı olabilir. Arkadan aydınlatma ve silüet :Tamamen Arkadan aydınlatmada, ışığın kameranın karşısından geldiği durumda, cismin lensle karşılaşan tarafı gölgede kalır ve silüet efekt ortaya çıkar. Konunun ana hatlarını ortaya çıkaran, grafik anlatımın en güçlü ifadelerinden biridir. Arkadan aydınlatma en fotojenik aydılatma türlerinden biridir, çünkü perspektif yaratan gölgeleri kameraya doğru yönlendirerek boşluğun sembolize edilmesini kolaylaştırır. Kameradan farklı uzaklıklardaki cisimlerin etrafını halelerle çevreleyerek derinlik duygusunu arttırır. Aydınlık ve karanlığın grafik kontrastını güçlendirir. Yüzeyden doku alınmasını kolaylaştırır. Gözalıcı bir şekilde yansıyan ışığın cisimlerdeki parlaklığını vurgular. Tonların basitleştirilmesi yoluyla, görüntünün grafik etkisi güçlenir. Aldığı ışığın derecesine veya yönüne göre konunun silüet olarak oluşması sağlanır. Silüetin sertliği veya yumuşaklığını saydığımız değişkenler dışında, pozlama, film banyosu, baskı kağıdı seçimi , dijitalde görüntü işleme süreçleri de etkiler. Doku Sağlama Prensipleri :Fotoğrafik dokunun iyi bir şekilde sağlanması iki faktöre bağlıdır : keskinlik ve kontrast. Keskin olmayan fakat kontrastlı bir fotoğraf dokusu az ve düz bir fotoğraftır. Ön cephedn ışık alan bir konuda gölgelerin eksikliği yüzünden bize doku duygusu vermez. Buna kaşılık yandan yapılan aydınlatmada, derin ve iyice belli olan gölgeler, malzemenin görünen dokusunu hissetmemizi sağlar. Doku fotoğrafta tanımlanmadıkça, örneğin siyah-beyaz fotoğrafta kum ve karı, taş ve tahtayı keskin bir biçimde ayırmak olanaksızdır. Doku eksikliği fotoğrafı cansız ve sönük gösterir. Diğer yanda, açık ve net doku fotoğrafa canlılık ve hareket kazandır. Az Işık :Konunun havasının, uyandırdığı hissin etkin bir biçimde sunumunun hayati bir önemi olduğunun farkına varan fotoğrafçılar, aydınlatmanın özelliklerini kavramaya başladılar. Daha önceleri yardımcı ışık kaynakları ile çekilen birçok fotoğraf, artık fotoğrafçı tarafından müdahale edilmeyen pozlama anında yeterli ışıkta çekilmektedir. Hızlı lenslerin ve hızlı filmlerin yardımıyla, fotoğraflar ne kadar zayıf olursa olsun hemen hemen her ışık türünde çekilebilmektedir. Günümüzde çok açık diyaframlı lensler (f:1) ve 3200 ASA’ya kadar filmlerin üretilmesi, digital dünyada ASA ayarlarının her kare için ayrı girilebilmesi, VR,IS gibi optikerin veya AS gibi makianaların üzerinde titreşim engelleme fonksiyonlarının bulunması ile az ışıkta fotoğraf çekmek artık eskisinden daha kolay hale gelmiştir. Yeterli ışığın uygun ortamlarda kullanımı ile olağandışı fotoğraflar çekmek mümkündür. Gerekli techizat yanında biraz da cesaret isteyen az ışık fotoğrafçılığında, ışık kaynağının yetersizliği burada farklı bir atmosfer yaratılmasına neden olur. Kare içinde çoğu zaman oluşan bölgesel aydınlanma ile sakin,durgun bir atmosfer yakalanmış olur. 

Nihai olarak, fotoğraf ışıkla oynanan bir oyundur ve bu oyunun kurallarının bilinmesi, oyunu zevkli hale getirir. Işığı tanımak ve kontrol etmek, fotoğrafın başarısını sağlayan en önemli etkenlerin başında gelir. Yazıya bir dilekle son veriyorum.“Günışığı hiç eksilmesin pencerenizden” 

Photoline ve Sn. Murat Gür’ e teşekkürler

Leave a Reply

Name (required)

Mail (will not be published) (required)

Website